Yağmurlu bir günde görmüştüm seni/üstünde çubuklu formalar vardı/bir anda tutuldum aşık oldum ben/hayatın anlamı siyah beyazdı/ölümle yaşamı ayıran çizgi/siyahla beyazi ayiramaz ki/her yolun sonunda ölüm olsa da/sevenleri kimse ayiramaz ki
4 Ocak 2007
Tigana vs. Rico Paşa
Vatan gazetesi'nden GÖKMEN ÖZDEMİR'in haberine göre Tigana'nın gözünde asıl suçlu Ricardinho imiş... Yani ortalığı karıştıran falan... Yorum sizin...
Siyah beyaz köy!
ÇANAKKALE’nin Bayramiç ilçesine bağlı Ahmetçeli köyü, günlük hayata bakıldığında belki diğer köylerden çok da farklı olmayan bir yer. Ancak bu köyü benzerlerinden ayıran, halkının 7’den 70’e kadar tamamen Beşiktaşlı oluşu. Kulüp dergisinin ocak sayısında yer alan habere göre, 390 nüfuslu bu köyden geçerken, kafanızı nereye çevirirseniz çevirin Beşiktaş ile ilgili bir şeye rastlıyorsunuz. Mert Nobre posteri asılı benzinlikten zeytinyağı fabrikasına, futbol sahasından evlerin duvarlarına kadar her yeri siyah beyaz afiş ve bayraklar süslüyor....Kaynak: Hürriyet
30 Aralık 2006
Ulusoy'dan sonrası dizginsiz FB hegemonyası...

TFF Başkanı Haluk Ulusoy'a karşı FB'nin tetikçiliğini yapan Bursaspor Kulubü Başkanı Levent Kızıl, kulübün resmi internet sitesine yaptığı açıklamada, Beşiktaş Kulübü'ne savaş açtığı şeklindeki haberleri yalanlayarak, 'Merak etmeyin hem Futbol Federasyonu'nu bitireceğim hem de Beşiktaş'ı' şeklinde bir beyanda bulunmadığını açıkladı. Efendim, Saraçoğlu stadının önünde Aziz Yıldırım'ın hemen arkasında kürsüde FB'nin 100.yıl törenine hevesle katılmış bir adam bunu yalanlasa ne olur yalanlamasa ne olur....
Haluk Ulusoy'un önceki vakaları üzerine diyecek bir şeyim yok, aslında bilgim de yok ama tek bildiğim Ulusoy'un devrilmesinden sonra Türk futbolunda bir FB hegemonyası kurulacağıdır. Atletizmden güreşe, haltere bir sürü federasyonda belki de en çok skandallı dönemde bakanlık yapan Spordan sorumlu bakan da bu sürecin parçası. İşini gücünü bırakmış TFF yönetimine saldırıyor... Ulusoy'un seçilmesine engel olamadığı gibi, şu ana kadar genel kurulun yeniden toparlanmasını da sağlayamadı. Bari git elinin daha kolay ulaşabileceği federasyonlarla oynaş da millet bir icraat görsün...
Beşiktaş'ta faşist eylemler !
Arkadaşlar gecen cumartesi 23.12.06 günü, beşiktaş çarşı'nın göbeğinde bir arkadaşımın kanlı bıcaklı bir saldırıya ugrayarak son anda esnafın yardımı ile hayatta kalmayı başardı ! Bu saldırnın arkasında daha önceden de sizleri uyardığım, ülkücü gençlerin beşiktaş'ta konuçlanma durumundan kaynaklanan faşist bir saldırı var.
Bu nedenle, korsan da olsa, cumartesi günü bir eylem planlamaktayız. Öğlen saatlerinde nikah dairesinin önünden çarşı'ya doğru bir yürüyüş yapacağı. Köpeklerin mahlesinde tasmasız gezilmez hesabu gelenler sağlam gelsinler, beni en başta göreceklerinden de emin olsunlar !
Bu nedenle, korsan da olsa, cumartesi günü bir eylem planlamaktayız. Öğlen saatlerinde nikah dairesinin önünden çarşı'ya doğru bir yürüyüş yapacağı. Köpeklerin mahlesinde tasmasız gezilmez hesabu gelenler sağlam gelsinler, beni en başta göreceklerinden de emin olsunlar !
25 Aralık 2006
Emreye cevap; Ekinler, Dişi Kartallar, 32.Günde Çarşı ...
Ek:
Süper Lig’de 40 haftayı geride bırakan Tigana, 1.62’lik puan ortalaması tutturdu. Bu oranla, 1.70’lik Del Bosque ve 2.00’lık ortalamaya sahip Çalımbay’ın çok gerisinde kaldı. Son 10 yıllık dönemde 2 lig maçına çıkan Mehmet Ekşi hariç en iyi performansı 2.60’la Feldkamp çizdi. Yine Briegel 2.20, Lucescu 2.16 ile sınıfı geçen teknik adamlar arasında yer buldu. Kaynak: Vatan gazetesi
Efendim Tigana üzerinden tartışmamız devam ederken biraz renklilik katayım dedim. Ama hemen altta, Emre'nin katkısına bir göz atıverin. Ayrıca Tigana'nın gönderdiği savunma da burada, yeminli tercümana yaptırılmış çeviri de şurada. Futbol bilgimin sınırlı olduğunu inkar etmiyorum. O yüzden yazdıklarımda yanılabileceğimi de kabul ediyorum. Bununla beraber Serdar'da tutturmuş gibi gözükse de Tigana'nın diğer tercihlerinde pek de başarılı olamadığını düşünmeye devam ediyorum. Kendisinin iyi bir insan olduğuna şüphem yok ama onun tarzındaki idealistliğin özellikle sürekli zirveye oynayan bir takım için fazla lüks kaçtığına inanıyorum. Ayrıca Serdar'ın pozisyonu konusunda da hala şüphelerim var. Kumaşı iyi bir oyuncu olarak her zaman oynadığı yerde oynasa belki takımımızın kanat sorununu daha önce çözerdi:( Bir genç oyuncuya fazla yük yüklendi gibi geliyor. Serdar'ın bizi deli ettiği bissürü maç da hatırlıyorum. Emre'nin de görüşleri FB maçından sonra değişti Serdar hakkında zaten... Neyse,
32. Gün'de Çarşı...
Büyük Beşiktaş destanı Ekinler'in tamamını buraya kaydettim. Arşivlik (!)
Bu bir dişi kartallar videosu...
Süper Lig’de 40 haftayı geride bırakan Tigana, 1.62’lik puan ortalaması tutturdu. Bu oranla, 1.70’lik Del Bosque ve 2.00’lık ortalamaya sahip Çalımbay’ın çok gerisinde kaldı. Son 10 yıllık dönemde 2 lig maçına çıkan Mehmet Ekşi hariç en iyi performansı 2.60’la Feldkamp çizdi. Yine Briegel 2.20, Lucescu 2.16 ile sınıfı geçen teknik adamlar arasında yer buldu. Kaynak: Vatan gazetesi
Efendim Tigana üzerinden tartışmamız devam ederken biraz renklilik katayım dedim. Ama hemen altta, Emre'nin katkısına bir göz atıverin. Ayrıca Tigana'nın gönderdiği savunma da burada, yeminli tercümana yaptırılmış çeviri de şurada. Futbol bilgimin sınırlı olduğunu inkar etmiyorum. O yüzden yazdıklarımda yanılabileceğimi de kabul ediyorum. Bununla beraber Serdar'da tutturmuş gibi gözükse de Tigana'nın diğer tercihlerinde pek de başarılı olamadığını düşünmeye devam ediyorum. Kendisinin iyi bir insan olduğuna şüphem yok ama onun tarzındaki idealistliğin özellikle sürekli zirveye oynayan bir takım için fazla lüks kaçtığına inanıyorum. Ayrıca Serdar'ın pozisyonu konusunda da hala şüphelerim var. Kumaşı iyi bir oyuncu olarak her zaman oynadığı yerde oynasa belki takımımızın kanat sorununu daha önce çözerdi:( Bir genç oyuncuya fazla yük yüklendi gibi geliyor. Serdar'ın bizi deli ettiği bissürü maç da hatırlıyorum. Emre'nin de görüşleri FB maçından sonra değişti Serdar hakkında zaten... Neyse,
32. Gün'de Çarşı...
Büyük Beşiktaş destanı Ekinler'in tamamını buraya kaydettim. Arşivlik (!)
Bu bir dişi kartallar videosu...
24 Aralık 2006
o mu bu mu, suçlu arayışları devam eder:)
Tigana’nın intikamı başlıklı bir haber birkaç gün önce Vatan gazetesinde yayınlandı. Efendim, habere göre
Spor basınımızın hikayecilik yeteneği güçlü olduğundan bu haberin ne kadar doğru olduğunu bilemiyorum ama Murat Aksu'nun yukarıda söyledikleri ortalama futbol bilgisine sahip insanların bile söyledikleri şeyler. Ne yazik ki Tigana bunların aksini kanıtlayamadı ve bizi çileden çıkardı....
Bu arada Mustafa Denizli'nin gelebileceğine dair haberler yine çıkmaya başladı. Bakalım günler ne gösterecek...
...4 Ekim’de Polis Evi’nde Aksu’dan yediği fırça Fransız’ı çıldırttı. BEŞİKTAŞ’TA Jean Tigana’nın Ankara dönüşü uçakta yaptığı çıkışın nedeninin, 4 Ekim’e dayandığı ortaya çıktı..... VATAN, Tigana’nın 2. başkan Murat Aksu ve genel sekreter Kenan Öner ile yaşadığı bu olayın aslını öğrendi...
Baltalimanı’ndaki Polis Evi... Tarih: 4 Ekim 2006... Tigana, akşam yemeğine davet eden yöneticilerinin davetine, tercümanı Sinan Serthatlıoğlu’nu almayıp menajer Ceylan Çalışkan ile geldi. Murat Aksu ve Kenan Öner ile bir masaya geçen Fransız hoca, başta oldukça samimi geçen yemeğin sonlarına doğru yüzü birden asılıyor ve şaşkın bir ifade ile donup kalıyordu. Artık koltuğu iyice sallanan Tigana’yı donduran olay nasıl cereyan etti?
YEMEĞİN HAVASI DEĞİŞTİ
Şimdiki gibi istikrarsız olan takımın gidişinden memnun olmayan yönetimin ağır topları, Tigana’yı boş bir odaya çekip “Hoca, bu takımın oyun düzeninden ve anlayışından hiç memnun değiliz. Ricardinho’yu oynatmayarak hata yapıyorsun. Ona dünya parayı kulübede oturması için vermedik. Rico, Delgado ile beraber oynar. İleride Nobre tek forvet olur. Serdarı sağ beke çekersin. Hatta Ali Tandoğan da direkt forma giyer” diye konuşmaları, yemeğin havasını değiştirdi
‘FUTBOL DERSİ VERDİLER!’
TİGANA, ultimatom anlamındaki konuşmalara yanıt vermeyip kısa süre sonra sinirli şekilde evinin yolunu tutar. Ancak içi içini yiyen ve yöneticilere hiçbir şey söylemeyen Tigana’nın, İstanbul’daki yakın dostlarına konuyu açtığı ve “Ömrümde ilk kez böyle bir olayla karşılaştım. Yöneticiler benim işime karışıp, takımı nasıl yapmam gerektiğini söyledi. Şaka gibi ama bana futbol dersi verdiler” diyerek içindeki sıkıntıyı paylaştı....
Spor basınımızın hikayecilik yeteneği güçlü olduğundan bu haberin ne kadar doğru olduğunu bilemiyorum ama Murat Aksu'nun yukarıda söyledikleri ortalama futbol bilgisine sahip insanların bile söyledikleri şeyler. Ne yazik ki Tigana bunların aksini kanıtlayamadı ve bizi çileden çıkardı....
Bu arada Mustafa Denizli'nin gelebileceğine dair haberler yine çıkmaya başladı. Bakalım günler ne gösterecek...
22 Aralık 2006
Bu kez ben de yönetimi tutuyorum! Tigana niye haksız?
Bir süredir yazdıklarımdan Tigana'ya olan sevgimin hızla azaldığı görülebilir. Son açıklamasını da gayet talihsizce buldum. Bugün medyayı suçlayarak sözlerinin çarpıtıldığını ifade etse de bence yine de özünde yanlış olan bir demeç vermiştir. Eğer işler yolunda gitse, Tigana'yı yönetim açısından ısrarla hatalı bulmasak, belki onun haklılığına inanabilirdim ama o kadar bariz hatalar içinde olmayı sürdürdü ki ona teknik adam olarak inancım kalmadı...
En son Rico paşa beni çıkar derken çıkarmaması üzerine, kendisinin ciddi özgüven sorunları olduğuna inandım. Biraz kaprisli, çokça duygusal, karizmatik olmayınca bunu inatçılığıyla telafi etmeye çalışan bir teknik direktörün ne kadar faydası olabilir? Futbolcuların işlerini pek de yapmadıklarına inanmakla beraber şimdi düşünüyorum da bir takımda öncelikle liderin teknik direktör olması lazım. Eğer onda liderlik özellikleri zayıfsa, sırf kendi istemedi diye bazı futbolculara tavır yapıyorsa vb eh oyunculardan alınacak verim de bu kadar olur ancak....
Ayrıca daha önceki takımlarında niye yönetimlerle anlaşamaması da belli oluyor gibi. Her fırsatta medyayı suçlayıp sonra yönetimi de zırt pırt medyaya şikayet edersen, geleceğin nokta budur sayın Tigana...
En son Rico paşa beni çıkar derken çıkarmaması üzerine, kendisinin ciddi özgüven sorunları olduğuna inandım. Biraz kaprisli, çokça duygusal, karizmatik olmayınca bunu inatçılığıyla telafi etmeye çalışan bir teknik direktörün ne kadar faydası olabilir? Futbolcuların işlerini pek de yapmadıklarına inanmakla beraber şimdi düşünüyorum da bir takımda öncelikle liderin teknik direktör olması lazım. Eğer onda liderlik özellikleri zayıfsa, sırf kendi istemedi diye bazı futbolculara tavır yapıyorsa vb eh oyunculardan alınacak verim de bu kadar olur ancak....
Ayrıca daha önceki takımlarında niye yönetimlerle anlaşamaması da belli oluyor gibi. Her fırsatta medyayı suçlayıp sonra yönetimi de zırt pırt medyaya şikayet edersen, geleceğin nokta budur sayın Tigana...
21 Aralık 2006
İletişim yayınlarında Çarşı paneli
Salı günü fakülteden çıkıp koştura koştura Çemberlitaş'taki İletişim Yayınlarına gittim. Yayınevlerinin başlattığı oturumlardan o günküsü Çarşı üzerineydi ve Rıdvan Akar ve Cem Dizdar'ın yanında Alen abinin de geliyor olması ne yapıp ne edip gidilmesini gerektiriyordu:)
Cem Tüzün saolsun, tüm panelin ses kayıtlarını yüklemiş:
http://rapidshare.com/files/8240298/carsi_neye_karsi_bolum_1.mp3.html
http://rapidshare.com/files/8306429/carsi_neye_karsi_bolum_2.mp3.html
Ayrıca Forza forum'da da panelle ilgili epey bir not var. Ornegin Recep Yilmaz'ın vurguladığı şeyler önemli.
Bunun yanında başka ne denebilir?
* Alen'in 41 yaşına giriyor oluşunu öğrendik:)
* Rıdvan Akar (R.A.), bu ülkede cinsiyet, eş, siyasi tercih değiştirilir ama takım değiştirilmez dedi.
* Çarşı'yı ayıran özellikler; yaratıcılık, heyecan, fırlamalık; FB ve GS'de takım başarısı, BJK'de taraftar başarısı var; semt merkezli oluş Çarşı'yı farklı kılar(R.A)
* 80'lerde en önemli mücadele İnönü ortak kullanıldığından kapalı'yı kaptırmamaktı...Çarşı Türkiye'yi yansıtır, her kategoriden insan vardır, heterojen bir topluluktur, pankartlarımıza da dikkat... 70-80 arasında bir BJK fenomeni vardı; 9000 kişilik kapalının hakimiyeti beşiktaşlılarda idi; 60-70'imiz 1975'lerden beri her maça gelir; eskiden böyle döner bıçağı falan yoktu, çakı bile olmazdı, yumruk yumruğa meydan kavgaları olurdu... (Alen)
* Taraftarların kendilerini oyunla nasıl ilişkilendirdiklerine bakmak lazım, Çarşı aslında bir post modern bir örgüt, ülke çapındaki yazılamalar vb... Çarşı karşı olma halidir, taraftar sırf taraftar değil takımın bizzat kendisi sanmaktadır kendini... (Cem Dizdar -C.D)
* Alen de Rıdvan Akar da Beşiktaş taraftarının olmadığından yakındılar. BJK'li gözüken köşe yazarlarının da hep daha çok taraftarı olan GS ve FB'nin taraftarlarına kendilerini okutmak için BJK'ye saldırdıkları dile getirildi...
Ben Cem Dizdar'ın üslubunu biraz laubali buldum, biraz yukarıdan bakma vardı, belki de panele daha entelektüel bir hava vermek için mi yaptı bilemiyorum, ama bazı anlarda sinirlendi beni... Neyse, konferansın sonunda Alen abiyle biraz zorlama resim çektirdik. Erdem (solda) utanıyordu, ben atladım (aslında benim de utanmam lazım galiba); 'Alen abi biz seninle resim çektirmek istiyoruz' dedim, o da saolsun bizi kırmadı:)
Gençlerbirliği: 3 Beşiktaş: 0
Temiz yenilgi.
Efendim tur şansımız son maça, Ankaragücü ile oynayacağımız maça kalmış....
ek:
Vatan gazetesi Kartal’a tatil zehir oldu diyor. Bize zehir oldu ama futbolcuların ne kadar umurunda bilemicem. Tigana da Bu maçı unutmak istiyorum demiş. Bu sezonun en farklı yenilgisini unutmasa bence daha iyi olacak....
Konuk ekip Beşiktaş ise gerek savunma gerekse orta alanındaki oyuncuların oyundan düşmesi sonucunda farklı skorla yenik duruma düşünce, oyunu tamamıyla bırakmış izlenimi verdi. Siyah-beyazlılar, zaman zaman geliştirdiği cılız ataklarla da rakip kalede etkili olmaya çalıştı. devamı için
Efendim tur şansımız son maça, Ankaragücü ile oynayacağımız maça kalmış....
ek:
Vatan gazetesi Kartal’a tatil zehir oldu diyor. Bize zehir oldu ama futbolcuların ne kadar umurunda bilemicem. Tigana da Bu maçı unutmak istiyorum demiş. Bu sezonun en farklı yenilgisini unutmasa bence daha iyi olacak....
20 Aralık 2006
Yeni Beste OooooooO KaraKartal
Yenilsen de yensen de Biz Hep Geleceğiz..
Çok Seviyoruz seni Biz Hep Seveceğiz..
OOooOoooooOOO KaRAKaRTaL
Önceki maçın gözde tezahuratlarından:
elbet bir gün öleceğiz
-BEŞİKTAŞ
-toprak olup gideceğiz
-BEŞİKTAŞ
-ÖLMEKTEN KORKAN G.TUR
-sensizliğin korkusu
-sardı dört bir yanımı
-BEŞİKTAŞ
-allahtan tek dileğim
-şampiyonluk görmeden
-almasın şu canımı
-BEŞİKTAŞ
PFDK'dan Beşiktaş'a 1 maç seyircisiz oynama cezası
Profesyonel Disiplin Kurulu(PFDK), 24 Kasım tarihinde oynanan Bursaspor maçında taraftarının çirkin ve kötü tezahüratta bulunduğunun tespit edildiğini, siyah beyazlı taraftarların 19 Kasımda oynanan Fenerbahçe maçında da aynı nedenle para cezası almasından dolayı sahasında 1 maç seyircisiz oynama cezasına çarptırıldığını açıkladı.
Acaba rakip takımın başını yarsaydık, kalecilerine ses bombası atsaydık ne olurdu? Herhalde tüm sezonluğuna kapatılırdık....
Acaba rakip takımın başını yarsaydık, kalecilerine ses bombası atsaydık ne olurdu? Herhalde tüm sezonluğuna kapatılırdık....
17 Aralık 2006
Bu taraftara yazık değil mi? :)
11 Aralık 2006
Beşiktaş: 2 - Kayserispor 1
Maçın özeti...
Ben bir eşşeklik ettim, maçı ilk yarısından sonra terk ettim. Taraftarlıkla ilgili sorunlarım olduğunun farkındayım ama bu kötü futbola daha fazla dayanamadım. Arkadaşlarımla kağıt oynamayı tercih ettim bu sefer. Hoş ben cafe'ye vardığımda arkadaşların bir kısmı gitmiş olduğundan bir dörtlü de olmadı, öyle kaldık ortada:)
Efendim, öyle anlaşılıyor ki yeni Sergen'imiz bulundu. Takımda başka yaratıcı oyuncu olmayınca artık Rico Paşa günündeyse gün kurtarılacak, yoksa yine hüsran olacak... Tabi bu arada belki birşeyler düzelir, Tigana paşa yeni varyasyonlar dener, Burak ve İbrahim Akın saçmalamayı bırakır, Kleberson aklını başına toplar, Nobre gol atmaya başlar ya da yeni gelecek bilmem kaç tane oyuncu yeni bir renk katabilir takıma ama yoksa böyle 2-5.lik arasında sürünür gideriz....
Biz taraftar olarak görevimizi yapıyoruz, takım da görevini yapmalı. Stadyumdan ayrılırken Beşiktaşımızın kazanabileceğini biliyordum ama böyle kötü futbolla, son dakikalaya kadar gerginlikle maç kazanmaktan da bıktım. Eğer hakem o penaltıyı verse ve bir sıfır yenik duruma düşseydik, belki durumlar çok daha vahim olabilecekti. Ya da ilk golümüzden hemen önce Serdar'ın yaptığı şey faül olarak değerlendirilseydi...Neyse, bir sezon bitti, hayırlı olsun herşeye rağmen:)
Ben bir eşşeklik ettim, maçı ilk yarısından sonra terk ettim. Taraftarlıkla ilgili sorunlarım olduğunun farkındayım ama bu kötü futbola daha fazla dayanamadım. Arkadaşlarımla kağıt oynamayı tercih ettim bu sefer. Hoş ben cafe'ye vardığımda arkadaşların bir kısmı gitmiş olduğundan bir dörtlü de olmadı, öyle kaldık ortada:)
Efendim, öyle anlaşılıyor ki yeni Sergen'imiz bulundu. Takımda başka yaratıcı oyuncu olmayınca artık Rico Paşa günündeyse gün kurtarılacak, yoksa yine hüsran olacak... Tabi bu arada belki birşeyler düzelir, Tigana paşa yeni varyasyonlar dener, Burak ve İbrahim Akın saçmalamayı bırakır, Kleberson aklını başına toplar, Nobre gol atmaya başlar ya da yeni gelecek bilmem kaç tane oyuncu yeni bir renk katabilir takıma ama yoksa böyle 2-5.lik arasında sürünür gideriz....
Biz taraftar olarak görevimizi yapıyoruz, takım da görevini yapmalı. Stadyumdan ayrılırken Beşiktaşımızın kazanabileceğini biliyordum ama böyle kötü futbolla, son dakikalaya kadar gerginlikle maç kazanmaktan da bıktım. Eğer hakem o penaltıyı verse ve bir sıfır yenik duruma düşseydik, belki durumlar çok daha vahim olabilecekti. Ya da ilk golümüzden hemen önce Serdar'ın yaptığı şey faül olarak değerlendirilseydi...Neyse, bir sezon bitti, hayırlı olsun herşeye rağmen:)
8 Aralık 2006
Yeni sponsor mu?
Hürriyet haberine göre:
" Avrupa’nın birçok ünlü kulübünün sponsoru olan Bwin, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören ve yönetim kuruluna yıllık 7 ila 10 milyon Euro’luk forma reklamı vermek istediklerini belirtti. Şirket yetkilileri ayrıca, BJK İnönü Stadı’nın büyütülüp 50 bin kişilik ve daha çağdaş hale gelmesi için 5 milyon Euro’luk proje hazırlatacaklarını ve stadın yapımının masraflarını üstleneceklerini dile getirip, Şubat 2007’de İstanbul’a geleceklerini ifade ettiler...."
Haberin tamamı burada....
" Avrupa’nın birçok ünlü kulübünün sponsoru olan Bwin, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören ve yönetim kuruluna yıllık 7 ila 10 milyon Euro’luk forma reklamı vermek istediklerini belirtti. Şirket yetkilileri ayrıca, BJK İnönü Stadı’nın büyütülüp 50 bin kişilik ve daha çağdaş hale gelmesi için 5 milyon Euro’luk proje hazırlatacaklarını ve stadın yapımının masraflarını üstleneceklerini dile getirip, Şubat 2007’de İstanbul’a geleceklerini ifade ettiler...."
Haberin tamamı burada....
4 Aralık 2006
Ankaraspor 0- Beşiktaş 0

Hayatımın ilk deplasman maçı keşke daha güzel geçseydi. Biraz son dakika işi olduğundan Beşiktaşlıların olduğu taraftan maçı izleyemedim. Onun yerine diğer kale arkasında çekirdek çıtlayan seyirci topluluğu içinde kaldım. Sıkıntı geçsin diye ben de çekirdek çıtladım. Kale arkasının sol alt kısmında biraz daha hareketli bir grup vardı Ankaraspor'u destekleyen. İçlerinde epey bir Ankaragücü taraftarı olan. Bir ara bütün stad ayağa, kalkmayanlar Beşiktaşlıdır diye milleti ayağa kaldırdılar. Hehehe ayağa kalmadım, etrafımda başka kalkmayanlar da oldu ama böyle deplasman ortamı da geriyor ortamı. Sonra da ayağa kalkmayanlar ermeni olsun şeklinde gayet yaratıcı bir slogan attılar. o gece ermeni de olduk yani.
Hava çok soğuktu, İnönü'nün o coşkun ortamı yoktu, sahada da futbol yoktu. Tabi her zamanki yerimden izleyemeyince pek de birşey anlamadım. Ama bugünkü yorumcular da pek farklı demiyorlar. Demek ki pek bir hareketlilik yoktu. Devre arasında kendimi aşarak diğer kale arkasına gitmeyi denedim ama başarılı olamadım.
Liderle aramızdaki puan farkı 8'e çıktı. Bu maçtan sonra olağan puan kaybediş üzüntümü yaşamadım. Sittir et moduna girdim, dona dona maç izledik, karşılığı bu oldu. Kızılacak birileri varsa o da bu futbolcu müsvettelerini izlemeye gelen bizler olmalıyız heralde....
1 Aralık 2006
Hoşgeldin Rico Paşa
Brugge maçı için çekilen eziyet belki de hiçbir maçta çekilmemiştir. Maç öncesi Papa'nın ziyareti yüzünden malumunuz yollar felaket durumdaydı. Maçın da geç başlaması yüzünden sadece kombine sahipleri gelse 20.000 kişiyi ağırlayacak stadımızda 18.000 kişinin maç izlediğini öğrendik. Futbol adına orta şekerli bu gecede daha çok kişinin galibiyetimize canlı şahit olması başka başka bir hoş olurdu bence.
İçeri giriş, her maç için ayrı sıkıntı veriyor artık. Maç öncesi "çift turnike" yapmak isteyenleri maalesef polise şikayet etme gafletinde bulunan bir arkadaş evire çevire dayak yedi; hemde hiç suçsuzken. Sonra onun dayak yemesine itiraz eden başka bir Beşiktaşlı da feci şekilde aynı terbiyesizliğe maruz bırakıldı. Hem de kombine kartının büyük polis teşkilatımızın büyük neferleri tarafından kırılmasıyla birlikte.. Ne acıdır ki başka kimse sesini çıkaramadı. Dişler sıkıldı anca. O arkadaşlardan kendi adıma özür diliyorum, ve kendimden de... Bu olayı asla unutmayacağım ve her hatırladığımda, her polis gördüğümde, aynı şekilde yargılayacağım zihnimde.. Polis olmak güç iş mutlaka ama bu davranışlarınız yüzünden halk sizden soğumaya başladı...
Maça dönersek malum bir Runje klasiğiyle 1-0 geride başladık maça. Aynı pozisyonda Runje kırmızı kartı da haketmişti bence. Sonra çok gol kaçırdık çok.. Eğer yenilseydik veya berabere kalsaydık o kaçan gollerin hesabını kimse veremezdi, Runje de yediğinin... Sonuçta galibiyet tabi ki çok hoş, Beşiktaşımızın umutlarını son maça taşıması da... Inanıyorum ki bu gruptan Leverkusen galibiyetiyle ayrılacağız. Son sözümü Ricardinho ya ayırmak istiyorum. Bursa maçında Ali Tandoğan'a verdiği gollük pas gerçekten muhteşemdi. O dakikadan sonra gönlümde bambaşka bir yer edindi kendine. Ve Brugge maçında takımın lideri olduğunu hepimize kanıtladı.
Teşekkürler Rico Paşa, Hoşgeldin...
ps: şerefsiz hakem..
İçeri giriş, her maç için ayrı sıkıntı veriyor artık. Maç öncesi "çift turnike" yapmak isteyenleri maalesef polise şikayet etme gafletinde bulunan bir arkadaş evire çevire dayak yedi; hemde hiç suçsuzken. Sonra onun dayak yemesine itiraz eden başka bir Beşiktaşlı da feci şekilde aynı terbiyesizliğe maruz bırakıldı. Hem de kombine kartının büyük polis teşkilatımızın büyük neferleri tarafından kırılmasıyla birlikte.. Ne acıdır ki başka kimse sesini çıkaramadı. Dişler sıkıldı anca. O arkadaşlardan kendi adıma özür diliyorum, ve kendimden de... Bu olayı asla unutmayacağım ve her hatırladığımda, her polis gördüğümde, aynı şekilde yargılayacağım zihnimde.. Polis olmak güç iş mutlaka ama bu davranışlarınız yüzünden halk sizden soğumaya başladı...
Maça dönersek malum bir Runje klasiğiyle 1-0 geride başladık maça. Aynı pozisyonda Runje kırmızı kartı da haketmişti bence. Sonra çok gol kaçırdık çok.. Eğer yenilseydik veya berabere kalsaydık o kaçan gollerin hesabını kimse veremezdi, Runje de yediğinin... Sonuçta galibiyet tabi ki çok hoş, Beşiktaşımızın umutlarını son maça taşıması da... Inanıyorum ki bu gruptan Leverkusen galibiyetiyle ayrılacağız. Son sözümü Ricardinho ya ayırmak istiyorum. Bursa maçında Ali Tandoğan'a verdiği gollük pas gerçekten muhteşemdi. O dakikadan sonra gönlümde bambaşka bir yer edindi kendine. Ve Brugge maçında takımın lideri olduğunu hepimize kanıtladı.
Teşekkürler Rico Paşa, Hoşgeldin...
ps: şerefsiz hakem..
30 Kasım 2006
Beşiktaş: 2 - Cluub Brugge: 1
İdeale yakın bir futbol gecesi oldu benim için. Daha erken Beşiktaş Çarşı'na varabilseydim daha da mutlu olurdum ama Papa trafiği yüzünden Mecidiyeköy'den Beşiktaş'a gitmek çileye dönüştü....
Neyse biramızı içtik, çerezimizi yedik ve stada yollandık. Sanırım kapalının çoğu da aynı haldeydi ki maçta tezahürat yapacak hal kalmamıştı (!), tabi yine de pek sessiz kalmadık.
Maçtan çıkardığım ilk sonuçlardan biri, maçtan önce daha çok içmek gerektiği... yoksa Beşiktaşımızın saç baş yolduran oyununa katlanmak zor oluyor.
Aslında hemen başlarda girilen pozisyonlar ve maç boyunca kaçırılan fırsatlardan daha çok gol çıksa, çok zevkli bir 90 dakika olurdu ama tam da öyle olmadı...
Ricardinho kıvamına gelmeye başladı. Bundan dolayı mutluyum. İbrahim Akın'ın bu takıma verebileceği pek birşey yok. O varolan potansiyelini Beşiktaşımız için ortaya çıkarmayacağını bir kez daha gönderdi. Pek de güvenmediğim Tigana'nın Ali Tandoğan'ı çıkarması da hataydı bence. Burak olsa olsa İbrahim Akın abisinin yolunu izleyecek gibi...
İşte böyle, son dakikasına kadar geren, bu yüzden maçtan çıkarken pek mutluluk boşalması yaşayamadığım ama sonucuyla bizi gruptan çıkacağımıza inandıran bir maç oldu...
Neyse biramızı içtik, çerezimizi yedik ve stada yollandık. Sanırım kapalının çoğu da aynı haldeydi ki maçta tezahürat yapacak hal kalmamıştı (!), tabi yine de pek sessiz kalmadık.
Maçtan çıkardığım ilk sonuçlardan biri, maçtan önce daha çok içmek gerektiği... yoksa Beşiktaşımızın saç baş yolduran oyununa katlanmak zor oluyor.
Aslında hemen başlarda girilen pozisyonlar ve maç boyunca kaçırılan fırsatlardan daha çok gol çıksa, çok zevkli bir 90 dakika olurdu ama tam da öyle olmadı...
Ricardinho kıvamına gelmeye başladı. Bundan dolayı mutluyum. İbrahim Akın'ın bu takıma verebileceği pek birşey yok. O varolan potansiyelini Beşiktaşımız için ortaya çıkarmayacağını bir kez daha gönderdi. Pek de güvenmediğim Tigana'nın Ali Tandoğan'ı çıkarması da hataydı bence. Burak olsa olsa İbrahim Akın abisinin yolunu izleyecek gibi...
İşte böyle, son dakikasına kadar geren, bu yüzden maçtan çıkarken pek mutluluk boşalması yaşayamadığım ama sonucuyla bizi gruptan çıkacağımıza inandıran bir maç oldu...
26 Kasım 2006
Siyah ve beyaz kadar farklı iki devre: Beşiktaş 3-Bursaspor 1
Kim suçlu? Beşiktaş gibi bir takımın kendi evinde bu kadar ezik oynamasının suçu kimde? Yanılabilirim ama ben Tigana'ya güvenimi kaybettim. Israrla Ricordinho'yla oyuna başlamaması artık kabul edilir birşey değil. Tamam o da bu maça kadar pek de varlık gösteremedi ama yine de diğer orta saha oyuncularından kötü değil ya...
Sanırım Delgado çürük raporu alıp askerlikten yırtabilirdi, Türk vatandaşı olsaydı. Heralde onun da güzel oyunlarını bizden gittikten sonra görebilicez. Hadi Carew takımın genel halinden dolayı performans gösteremedi, Delgado'ya ne diyebilirim bilmiyorum.
Bazı bakımlardan Pirüs zaferi oldu bu maç: Nobre, Gökhan Zan, Delgado sakatlandı. İbrahim Akın ceza aldı. Yine de sağ kalan adamlarımızla bile iş yapabileceğimize inanıyorum. Tabi artık İbrahim Akın'ın ve Burak'ın terapi edilmeleri farz oldu...bir işe yararsa tabi...
Kapalı 10 dakika sessiz kalacaktı maçın başında ama tahmin ettiğim üzere ancak 5 dakika sürebildi bu:)
Genelde pek sevilmese de Ali Tandoğan'a daha çok yer verilmesi gerektiği de görüldü. Serdar bizi sinir etse de aslında onu oraya koyan da kabahat. Çocukcağızın üzerine taşıyabileceğinden fazla yük biniyor... Kleberson'a ne diyim bilmiyorum. Bir tane gol pası veriyor ama yanlış paslarla takımın mahvolmasına da neden olabilir.
En azından bu haftayı rahat kapattık. Bu sezon ilk defa sevinçle İnönü'den ayrıldım. Bu sezon ilk defa doya doya galibiyeti yaşadım. İkinci yarı bir şenlik oldu. İlk defa Beşiktaşın puan kaybedeceğinden korkmadım. Bunlar tabi ikinci yarı için geçerli. İlk yarıyı görmezden gelelim.
Bu arada birileri yine "klavye delikanlısı" çıktı. En iyisi de öyle oldu, yoksa doğduklarına pişman olacak, boşuna da tatsızlık çıkacaktı...
Sanırım Delgado çürük raporu alıp askerlikten yırtabilirdi, Türk vatandaşı olsaydı. Heralde onun da güzel oyunlarını bizden gittikten sonra görebilicez. Hadi Carew takımın genel halinden dolayı performans gösteremedi, Delgado'ya ne diyebilirim bilmiyorum.
Bazı bakımlardan Pirüs zaferi oldu bu maç: Nobre, Gökhan Zan, Delgado sakatlandı. İbrahim Akın ceza aldı. Yine de sağ kalan adamlarımızla bile iş yapabileceğimize inanıyorum. Tabi artık İbrahim Akın'ın ve Burak'ın terapi edilmeleri farz oldu...bir işe yararsa tabi...
Kapalı 10 dakika sessiz kalacaktı maçın başında ama tahmin ettiğim üzere ancak 5 dakika sürebildi bu:)
Genelde pek sevilmese de Ali Tandoğan'a daha çok yer verilmesi gerektiği de görüldü. Serdar bizi sinir etse de aslında onu oraya koyan da kabahat. Çocukcağızın üzerine taşıyabileceğinden fazla yük biniyor... Kleberson'a ne diyim bilmiyorum. Bir tane gol pası veriyor ama yanlış paslarla takımın mahvolmasına da neden olabilir.
En azından bu haftayı rahat kapattık. Bu sezon ilk defa sevinçle İnönü'den ayrıldım. Bu sezon ilk defa doya doya galibiyeti yaşadım. İkinci yarı bir şenlik oldu. İlk defa Beşiktaşın puan kaybedeceğinden korkmadım. Bunlar tabi ikinci yarı için geçerli. İlk yarıyı görmezden gelelim.
Bu arada birileri yine "klavye delikanlısı" çıktı. En iyisi de öyle oldu, yoksa doğduklarına pişman olacak, boşuna da tatsızlık çıkacaktı...
24 Kasım 2006
UEFA Kupasında durum
Hadi Beşiktaş bi gayret. Bu sıralamada ilk üçe girmek için hala ümidimiz var gibi...
Group B
(Oyun) (Puan)
Tottenham 3 9
Dinamo Bucuresti 2 4
Club Brugge 3 2
Leverkusen 2 1
Beşiktaş 2 0
Group B
(Oyun) (Puan)
Tottenham 3 9
Dinamo Bucuresti 2 4
Club Brugge 3 2
Leverkusen 2 1
Beşiktaş 2 0
22 Kasım 2006
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


