beşiktaşlılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beşiktaşlılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2014

"'Beşiktaşlılık duruşu' pozu

'Beşiktaşlılık duruşu' pozuFenerbahçe ve Galatasaraylı futbolcuların "duruş" fotoğrafları sonrasında bir maç sonu fotoğrafı da Beşiktaşlı futbolcular ve teknik ekipten geldi.

19 Eylül 2013

ekşi sözlük'ten: beşiktaş

başka bir sözlükte güzel bir tanımlası yapılan kulübüm * * 

çok klişe tabirle kolay kolay anlaşılamayacak birşeydir beşiktaş ve beşiktaşlılık. hani derler ya 3. büyük, ezik takım, en fazla taraftar fenerbahçe ya da galatasaray. heh işte siyah-beyaz kalpler bunların hiçbirini takmaz. önemli değildir ya da birşeyleri ispat etmek zorunda değidlir. asla en iyi, en büyük olduğunu iddaa edecek gaflete düşmez sadece en çok beşiktaş'ı sever. 

18 Ağustos 2013

Ekşi Sözlük'te bir Beşiktaş iletisi...

besiktas muhabirlerinden, art niyetli kisilerden, provokator yayincilardan, fitneci yorumculardan, tek isleri yikici elestiriler yapmak olan camia icindeki kostolardan cok cekiyor son yillarda. bunlarin kasitli olarak yapildigindan, besiktas'i sadece birkac 'bilindik' gazete ve haber sitesinden takip eden besiktaslilari yonlendirmek amaciyla yapildigindan kimse kusku duymuyordur. cunku onlar da biliyor ki, buyuk cogunluk gibi, besiktas taraftarinin buyuk kismi da olan biteni belli basli yerlerden takip edip, her yazilana ve soylenene inaniyor. buna, besiktas tarafinin diger taraftarlara nazaran default olarak heyecanli ve tezcanli olmasini da ekledigimiz zaman, ortaya sacmaliklar silsilesi cikiyor. bu yuzden, besiktas camiasi ne yapip edip, taraftari bilinclendirmeli. sportif basari ve ekonomik olarak iyilesmeler elbette ki ama oyle ama boyle, bir sekilde gerceklesecek seyler. ancak taraftarin bu kadar bilincsiz hareket etmesi; lafima baslarken saydigim art niyetli, cikarci, rantci ibnelerin varliginin sebebi olmakla kalmayip, onlarin gercek yuzlerini ortaya cikarip, besiktas'in yakasindan dusurmemizi de engelliyor. biz diyorum. sana diyorum, boynunda siyah-beyaz kaskolu olan arkadas. yarin istanbul turu yapip maca gidecek olan istanbul yabancisi ama besiktas asigi arkadas. son parasini bilete yatirip sigarasiz kalacak olan ogrenci arkadas. tribunde sallayacagimiz bayraklari elleriyle diken emekci arkadas. 24'te mactan cikip belki gece 2'de evine donup, sabahin 7'sinde durakta otobus bekleyecek olan isci arkadas. sana diyorum. size diyorum. 

7 Ekim 2008

Sağlam gitti, asıl sorun kaynakları kulübü işgal etmeye devam ediyor...

ertuğrul sağlam konusunda vicdanım rahat, aslında beşiktaşa gelmemeliydi, böyle bir yönetim varken, gelip oyuncağı oldu ve bu şekilde gitti.
beşiktaşın geleceğini ipotek altına alan, ve son zamanların en skandal yönetimi ise iktidarını devam ettiriyor.
bu dönemde beşiktaşlı olmak daha da zor... beşiktaşı beşiktaş yapan değerler yok edilirken...

26 Kasım 2007

"“Beşiktaş zihniyetini yitirmiştir”

Sporx'in Cem Dizdar röportajı:



“Beşiktaş zihniyetini yitirmiştir”

Son zamanlarda yaşadığı sıkıntılı günleri atlamaya çalışan Beşiktaş’ı, Milliyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Cem Dizdar’a sorduk. Farklı üslubu ve tavırlarıyla bizi ağırlayan Dizdar’la, Beşiktaş’ın şu an ki durumu, neler yapması gerektiği ve geleceği üzerine hoş bir sohbet yaptık…

Geçmişte Beşiktaş’ı diğer takımlardan ayıran temel farklılıklar olduğunu, bunun da Beşiktaşlılık duruşu olduğunu söyleyen Dizdar, Serdar Bilgili dönemiyle birlikte bu değerlerin terk edildiğini, şampiyon olmazsan yoksun kavramının öne çıkartıldığını dile getiriyor. Beşiktaş’ın temel sorununun yönetim anlayışında olduğunu vurgulayan Dizdar, uzun vadeli bir programın yokluğunda, kulübün teknik patronunun gerçekte Ertuğrul Sağlam’ın değil, Sinan Engin olduğu iddiasında...

Devamı burada

13 Mart 2007

İnce bir sitem

Gs- Ankara Maçlarından önce aramayanlar...

Sizi ne yapmalı bilmem.. Gs maçı öncesindeki gece, meyhaneye gittik..
sonra bizi parklar pakladı sabaha kadar...
gün ışıdı gittik yattıık ayıldıgımda saat 2 idi,
hayatta hiç bir yere böyle geç kaldık diye koştuğumu hatırlamıyorum.
Halbuki maça daha 5 saat vardı ama maça ne hacet... Semtte bayram günüydü. Başımdaki inanılmaz ağrı için içtiğim 2 tane 500mg'lik tamol ile birlikte yürüdüm semte..
Sonra yemek yedikten sonra, hele taife ile gaza gelince, kendimi kaybetmişim sanırım içilen alkolün ilaçlı bünyeme tesiriyle. Maça giriş de çıkışta, giremeyişte çıkarılışta.. polis de duman'da..
derken bir de baktım günler geçmiş.. bir telefon !

-nerdesin ulan
-evdeyim abi
-kaçtaydı otobüs
-3 abi..
-tamam gidiyoruz dimi...
-yok kanka ben gelmiyecem
-neden lan g.t
-oraya boş gidilmez şimdi abi..
-e noolcak bak ali diye bir arkadas da var, o da saglam çocuk
gel sanki bugüne kadar bişi oldu da..
-yok ben geliyim sizi ugurlayayım ben gelmicem abi...

an gelir semte inilir kafaların 1500'lüğü silüetlere karısır.. giden gider. kalan sağlar sabahı eder.
sonra bir de duyarım ki gidenler dönememiştir..

allahtan bir zeval vermemişiz ama tüm kardeşlerimizi almışlar içeri,
kimlikleri ellerinden alıp postalamıslar istanbul'a... görüntüleri gördük iyki gitmemişim..
tribünden soğumamın asli nedeni de buydu aslında. Beşiktaş'lılık bu değil çünkü...
bir kaçından da haber alamadım daha..aradıklarıma ulaşamıyorum kapsama alanında.

hani gs maçı öncesi hava günlük güneşlikken beşiktaş'ta, ben gelecem içicez beraber diyen sonrada uykulu gözlerle dünyayı bugulu görüp yagmurlu sanan arkadaslara* duyurulur..
beşiktaşlılık budur. bağlılık.

Ankara'ya gidip de zeval gören war mı aramızda ?
Ben bir sorayım dedim...

Yağmurlu bir günde görmüştüm seni ! Üstünde çubuklu formalar vardı....
(*kızdırayım dedim umarım başarabilmişimdir, tribünde resminizi görünce kıl oldum da :)